Kırlangıç çevikliğiyle…

Şairin kendisinden önceki kuşaklar üzerine düşünmesi, yazması manevi bir borç olduğu kadar edebi bir gerekliliktir. Böyle böyle yerini bulur şiir ve şair de. Hatta diyeceğim dolaylı bir eğitim yöntemidir bu. Şair, başka şairi çözdükçe kendisinde ilerler. Haydar Ergülen’in Cemal Süreya’dan kalkarak yaptığı da böylesi bir eğitim. Kendisine doğru derinleşirken ortama ve okuruna alan açma. 59 yıl gibi kısa sayılabilecek bir şair ömrünün her bir senesine bir alınlık yazma girişimi.
Alışılmış biyografi ve şiir eleştirisi kitaplarının ötesinde bir kavrama ve dile getirme yöntemi var Haydar Ergülen’in. Biyografik bilgiyi kendi akışında eritirken yepyeni bir portre çizmeye koyuluyor ‘Cemal Süreya için 59 Kırlangıç’ta. Hacim olarak kısa ancak ritmik olarak atak bu tür kitaplar ilk elde şairi tanımak ve onun şiirine gitmek için de son derece elverişli. Sözgelimi, C. Süreya için “Şiiri bir ‘Türk Şiiri Antolojisi’ gibidir” diyor H. Ergülen. Böylelikle de onun şiirinin, şiirimizin bütün estetik katmanlarını taşıdığını, renklerine büründüğünü, kendi elvanıyla ayrı bir kumaş olduğunun altını çiziyor. Onu okurken, Türk şiirinin geçmişine doğru da yolculuk etmekten kendisini alamadığını ifade ediyor. Sonra da Cemal Süreya’nın bir ‘sentez’ şiiri yazdığını, bu manada temsil gücü yüksek bir şairle baş başa olduğumuzu dillendiriyor.
Şairler, şairler üzerine düşünürlerken benzetme yapmayı, soyutlamalara girişmeyi ve bunu onların hayatları ile örtüştürmeyi severler. Tren ve vapura başvuruyor Ergülen bu kez. “Zaten iki vasıta taşır onun şiirini, çok gençken tren, ortagençken vapur, hiç songenç olmadı çünkü.” Bu, ‘8.10 Vapuru’ ve ‘Göçebe’ şiirine, ‘Afyon Garı’na gönderme değil sadece, sözünü ettiğim ritmin akış kanalları. Coşkulu, lirik ve insanın tüylerini ürperterek geçen bir şiir yazdığını biliyoruz Cemal Süreya’nın. Onun, Türkçenin işletim katsayısını hayli yükselttiğinin de bilincindeyiz. Haydar Ergülen, ‘savunmasız, düşüncesi her zaman lirik, taze, konuşma diline yakın, özerk ve hükümran, jest dolu ve göçmen’ bir şiir yazdığını da tamamlıyor. Okur buradan bir kırlangıcın sabah ve akşam dönüşlerindeki çeviklikle gidip gelecektir onun şiirinde.
Sevgiyle dokunmuş bir kitap aynı zamanda bu. Mektup yazması, renklere yer vermesi de bu sebepten. Yetmedi, kimi özgür dalışlarla onun yanında başka başka şairleri anışları da bundan. Sadece Cemal Süreya yok Haydar Ergülen’in kaleminde. Sevdiği şairleri sevdiği şairde buluşturma duygusu da var. Ölümü, bir göz kırpmasıyla araya giren ve her şeyi çekip götüren ölümü de anıyor elbette ama onun edebiyat eyleminin duraklarında gezdirmekten hiç geri düşmüyor. Çevirmenliğini, çocuklar için yazmasını, portre yazarlığını, denemeciliğini, aşklarını ve kadınlarını bir bir döküyor. ‘Cemal Süreya Alfabesi’ni yazıyor. ‘Darphane’ ve ‘Ğ Vitamini’, ‘jest’, ‘Üvercinka’, ‘Kars’, ‘Papirüs’ nedir onları zevkle aktarıyor bize.

Kaynak: Ömer Erdem, Hürriyet Kitap-Sanat. (bkz.)

Pin It on Pinterest