Dedemin Definesi

Başlık: Dedemin Definesi
Dizi:
Yayıncı: Edebi Şeyler
Basım Tarihi: 2018
Yazar: Mehmet Said Aydın
Tür: ,
Sayfa Sayısı: 120
ISBN13: 9786052325360
Satın Al: IdefixEganbaBabilKitap YurduPandoraRob389D&R

Mehmet Said Aydın Kusurlu Bahçe ve Sokağın Zoru ile şiirde önemli bir çıkış yakalamıştı. Bu sefer bir anlatıyla, kitap boyutunda ilk defa bir düzyazıyla, Dedemin Definesi ile okurların karşısına çıkıyor. 

Kitap, bir yüzleşme metni. Kim var imiş biz burada yoğ iken sorunsalını derinleştiren, Büyük Felaket’i duyumsatan bir kurmaca. Dedemin Definesi, kendi eposunu masalsılaştıran, felaketin insan yaşamındaki dolaylı yıkıcılığına odaklanan, yıkımın bir tür itirafına dayanan bir anlatı. 

Dedemin Definesi, anlattığı coğrafyanın antropolojisine sadık bir biçimde hazırlandı. Türkçenin yanında Ermenice ve Kürtçe olarak yayımlanan bu anlatıyı Türkçesinden Ermeniceye Arlet İncidüzen, Kürtçeye ise Selim Temo çevirdi.    

İmparator ve Köstebek

Başlık: İmparator ve Köstebek
Dizi:
Yayıncı: Edebi Şeyler
Basım Tarihi: 2018
Yazar: Onur Akyıl
Tür: ,
Sayfa Sayısı: 120
ISBN13: 9786052325391
Satın Al: IdefixEganbaBabilKitap YurduPandoraRob389D&R

İmparator ve Köstebek, Onur Akyıl’ın ikinci öykü kitabı. Yazarın ilk öykülerini topladığı Dün Gece Çok Gençtim, ironik olduğu kadar yaşamın ayrıntılarından süzülen trajikomik yanlarını akıcı bir üslupla yansıtan bir ilk kitaptı. İmparator ve Köstebek ise, çıtayı daha yükselten bir yerden, iktidarı sorgulayan, siyasi ve mizahi yönü daha ağır basan öykülerden oluşuyor. İlk kitaptaki öykülere nazaran daha uzun ve oylumlu öykülerle okurlarını selamlıyor yazar. Sadece bir haz üretimine değil, aynı zamanda politik oluşun keskin yüzlerine zerk edilmiş çarpıcı bir üslup eşlik ediyor öykülere. Kimi zaman alegorik, kimi zaman gerçekçi bir çarpıcılıkta metinler. Olayın içinden, tüm gerçekliğiyle, modern yaşamın kısırlaştırıcı ve trajikomik yönlerine dair keskin bir eleştiri İmparator ve Köstebek. 

***

Ve sonunda öyle bir gün geldi ki ülkedeki tüm canlılık yalnızca uyumaya başladı. Gecenin ya da gündüzün bir önemi yoktu, herkes, her şey yalnızca uyuyordu. İmparator ne yaparsa yapsın, ne önlem alırsa alsın işler daha kötüye gitmişti. İmparator artık geceleri yalnızca sarayın bahçesini değil, şehirde dolaşabildiği her yeri dolaşıyordu. Gördüğü şey hep aynıydı, uyuyan bir ülke. Kendi şehrinin dışında, ülkenin geri kalanında da her şeyin uyuduğunu biliyordu. Haberciler böyle haberler getiriyorlardı çünkü. Fakat tahmin edileceği üzere bir süre sonra haberciler de gelmemeye başladı. Çünkü onlar da uyuyakalmışlardı. İmparatorun canı artık gerçekten sıkılıyordu bu duruma. İşlerin geldiği nokta tam olarak şuydu, uyuyan koca bir ülke ve dolayısıyla kimseyi yönetemeyen bir imparator...

Âdem

Başlık: Âdem
Dizi:
Yayıncı: Edebi Şeyler
Basım Tarihi: 2017
Yazar: Niyazi Zorlu
Tür: ,
Sayfa Sayısı: 96
ISBN13: 9786052325063
Satın Al: IdefixEganbaBabilKitap YurduPandoraRob389D&R

 

Niyazi Zorlu, Âdem ile, Şehiriçi Öyküler’in ardından kente “başka” bir şiddet anlatımıyla geri dönüyor. Şehiriçi Öyküleri, gözlemcilikten türeyen dramatik kurgusuyla okuru kuşatan bir kitaptı. Kentin yoksul mahallerinde “yok sayılanların” endişelerini, sıkıntılarını, korkularını ve öfkelerini çarpıcı bir biçimde yansıtan öykülerle doluydu.

Âdem’de ise “dışarıda” kalmanın ürkütücülüğü ile “içeride” olmanın korkusu arasındaki gerilim kendini her satırda hissettiriyor. Rüzgâr, gece, ara sokaklar, başıboş gölgeler, kâbuslar, işitilmedik sözcükler bu kısa ama yoğun kitabın sayfalarında Hergele’ler gibi at koşturuyor. Şiddetin, hem saklı hem aleni hallerinin yoğun olarak işlendiği Âdem, aynı zamanda anlatı ile öykünün iç içe geçtiği biçimler arası bir kurmaca.

Niyazi Zorlu, takıntılarla korkuyu, yabancılıkla psikolojik gerilimi, aşkın durmadan biçim değiştiren hallerini bir arada tutan öyküleriyle kışkırtmaya devam ediyor.

Sesi duyar duymaz başımı kapıya doğru çevirdim ve size “Siz de duydunuz mu?” diye ürpertiyle sordum.

Şşşşt! Seni seviyorum. Biliyorsun, bu zamanda kimse kimseye kolay kolay söylemez bunu! Ben senin yanık tenini, açık alnını, o kara kaşlarını, kara gözlerini; hasılı, o koç duruşunu seviyorum. Seni sertlikten sevecenliğe yuvarlayan sesini ve gülüşünü, seviyorum. Sırtımı sana dayıyorum. Tıpkı sana benziyorum, tıpkı ikizin. Görenler bizi baba-oğul, ağabeyi-kardeş sanıyor. Konuşmalarımız çok satmayan ama oldukça itibarlı bir kitabı çok andırıyor.

Toplam 20 sayfa, 8. sayfa gösteriliyor.« İlk...678910...20...Son »

Pin It on Pinterest