Mike Davis

Mike Davis, 1946 doğumlu Amerikalı yazar, tarihçi ve aktivist. Demokratik Toplum Yanlısı Öğrenciler derneğiyle başlayan aktivizmi bugün de sürmektedir. Kaliforniya Üniversitesi’nde çalışan Davis, aynı zamanda New Left Review dergisinin editörlerinden biridir. Üçü roman olmak üzere yirmiden fazla kitabı vardır. Üretkenliğini yalnızca akademik kitap ve dergilerle sınırlandırmamış olan yazar, pek çok günlük ve haftalık yayında gündelik siyaset üzerine kalem oynatmaya devam etmektedir. Yazarın Kuş Gribi: Kapımızdaki Canavar (Agora, 2007), Gecekondu Gezegeni (Metis, 2007) ve Üzerinde Güneş Batmayan Katliam (Yordam, 2012) adlı kitapları Türkçede yayımlanmıştır.

MUTFAKTA: NAZIM OKULU & TELESKOPLU DESTANCI

Nâzım Okulu, modern Türkçe edebiyatın sosyalist gerçekçi kanonunun oluştuğu okulun adı. Zor zamanlarda, zor koşullarda doğmuş bu eşsiz okulda nasıl çalınıyor modern edebiyatın devrimci mayası? Hocasıyla, öğrencisiyle, doğrudan demokrasisiyle benzeri olmayan bu okuldan Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Orhan Kemal gibi eşsiz anlatı ustaları nasıl çıkıyor? Öncüsü Nâzım Hikmet olan okulun yapısını, yaşantısını, yönelimini, olmayan ‘tüzük ve programını’nın olağan işleyişini; usta-çırak ilişkisinin, ortak değerler etrafında dostluk, yoldaşlık etmenin edebiyatımıza kattığı ışığı ortaya çıkarıyor Temizyürek.

Teleskoplu Destancı, Nâzım Okulu’nun hapishane dışındaki yaratıcılara uzanan etkisini Yaşar Kemal örneğinden işliyor. Yaşar Kemal’in varoluşunu; edebi rahim- doğum- yaratım koşullarının somut ve soyut uçlarını irdeliyor. Temizyürek, sözlü kültür ile yazılı kültür arasındaki dipsiz uçurumda kurulan Yaşar Kemal köprüsünün iki yakadaki karşıt gerçeğini, Homeros’tan Haydar Usta’ya kadar gelen o büyük zinciri, halkların yaratıcılarına miras devreder gibi destanı, anlatıyı devredişini, karşılaştırmalı örneklerle işliyor.

MUTFAKTA: SOKAKTA HARP VAR!

 

Kemal Ahmed, yüreklerimizde, her zaman tavaf edeceğimiz bir ibret abidesi gibi yaşıyor.

Suad Derviş

Kafası

Yüzde yüz uygun muydu kafama

Bilmiyorum, ama

O benim soyumdandı.

Etiyle, kanıyla değil,

Belki de heyecanıyla değil,

Batırıp parmaklarını kanayan yarasına

Beyninin ışığını sattığı için

Bir ekmek parasına.

Fakat ne yazık ki, o,

Namludan kopan bir kurşun gibi haykırıp,

Karanlık acıların camını kırıp

Güneşi dolu dizgin gözlerine dolduramadı!

Gün geldi, ağrıdan ayakta duramadı.

Ve işte o zaman

Çocuğunu boğan

Aç bir ana gibi,

Bir çözülmez çemberin kıvranarak içinde,

Boğdu kendi elleriyle yüreğini

Bir rakı kadehinde.

Tutunmak istedi, kaçtılar;

Çalıştı, kırbaçladılar;

Susadı, kendi kanını içti o!

Parça parça insan kafası satılan,

Kaldırımlarında aç yatılan

Bir caddeden

Mukaddes bir ıstırap şarkısı gibi gelip

Geçti o!..

Nazım Hikmet

Toplam 16 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »

Pin It on Pinterest